İslamcı Bulamamak: Halil İbrahim Yenigün - Aydaki Adam - İlker Canikligil - B25

YORUMLAR

  1. zee xxx

    zee xxxSaatler önce

    Mükemmel 🔆

  2. Halil İbrahim

    Halil İbrahim2 gün önce

    İslamcılık konuşacak İslamcı arıyorsanız, M. Ali Büyükkara, Hamza Türkmen, Rıdvan Kaya, Hüseyin Gökalp, Ahmet Taşgetiren (diğerlerinden daha farklı bir duruşu var) davetinizi kirmayacak isimlerdir.. Abdurrahman Arslan hoca da konuya hakimdir ama sanal ortamda konuşur mu bilmem, Dilipak islamciligi ne kadar temsil edebilir bilmem ama izlenme kaygınız varsa onu bile cagirabilirsiniz.. Çok gereksiz bir başlık olmuş. Halil İbrahim hocanın defalarca söylediği gibi yüz milyonlarca insan var dünyada İslamcı olan.. nasıl bulamadınız akıl alır gibi değil..

  3. Halil İbrahim

    Halil İbrahim2 gün önce

    Işin süreç boyutlarını dinlemek istiyorsanız, Mehmet Güney İslamciligin Türkiye'de en büyük teşkilatı olan Akıncıların son genel başkanı, Tahir Gül daha sonra Müslüman Genc çizgisini temsil eden bir isim .. gene benzer çizgideki bir isim olarak Beşir Eryarsoy hoca var, Seyyid Kutub'un çevirmeni ve İhvan külliyatının Türkiye'ye taşınmasında önemli bir rolü var.. Klasik çizgiye daha yakın bir isim istiyorsunuz Hüsnü Aktaş, Muhittin Özdemir hocalar var Vahdet Vakfindan.. Selefi çizgiyi temsilen Mehmet Emin Akın hoca var Ankara'dan.. Daha muhafazakar/Anadolu etkili duruşa sahip bir isim olarak D. Mehmet Doğan ve çevresindekiler var adı da geçmişti programda.. Modernist çizgidekiler genel olarak islamciliktan döndü maalesef o yüzden oradan bir isim öneremem..

  4. Hatice Erol

    Hatice Erol10 gün önce

    bu kanalda dinlediğim tek cahil konuk oldu; dinledikçe bu kadar cahillik tahsille mümkün dedim.kafası kendinden karışık, tarih bilgin yok atıp tutuyorsun, islamı kendin anlamamışsın ahkam kesiyorsun, ucube siyasetçilerin dinci yönetimlerini örnek gösterip mikserle karıştırıp kafa ütülemekten öte bişey değil konuştukları, daha türklerin anadolu ya ilk 1071 le geldiğini sanıyor, iskitleri de mi duymadın be! Atatürk alerjisi olan şaka gibi bir akademisyen! gördüm.

  5. Mehmet E

    Mehmet E10 gün önce

    İlker canikligil İslam'ı arkadaştan daha iyi anlamış. Kanun kitabı değil dediğinde müslümanlıkla alakan kalmıyor zaten. Ceza hukukundan miras hukukuna kadar her konuda ayeti olan kitap kanun kitabı değil de masal kitabımı.. Hz. Ömer istedi diye mi Allah ayet gönderdi. Tanrı size göre ne? Bilgi saçmalamanın önüne geçmiyor bunu öğrendik.

  6. Erhan YILMAZ

    Erhan YILMAZ11 gün önce

    Ya İlker, sence de bu kesintili görüntü tekniği (adı her ne ise bilmiyorum. bağışlayın) hızlı konuşan insanlar için uygulanmasa daha anlaşılır olmaz mı ? Halil bey çok hızlı konuşuyor ve aradaki nefesleri kesmişsiniz, dolayısıyla arada bize düşünme ve anlama payı bırakmamışsınız. Belki de videonun uzunluğunu ve bilginin daha fazla yer almasını istediğiniz için uyguladığınız bu teknik, bilginin hiçbir şekilde ulaşılamama haline gelmesine neden oluyor. En azından hızlı konuşan konuklarınız için bu tekniği daha az kullansanız dinlediğimizi daha iyi anlayabiliriz diye düşünüyorum. Teşekkürler.

  7. Hasan Sağun

    Hasan Sağun16 gün önce

    "ne aramıyorsan onu bulamazsın" konu başlıklı, yapılmak istenilenin tam da adamını bularak yapılmaya çalışıldığı video.

  8. Himmet Candan

    Himmet Candan17 gün önce

    Hocam siz hala nasıl tutuklanmadınız ?

  9. Osman Tosun

    Osman Tosun19 gün önce

    dr altay cem meriçi çağırın gelirse güzel olur hatta enfes olur

  10. Mİ' MAR

    Mİ' MAR21 gün önce

    Bu arkadaş İlber Ortaylı ile sohbet etsin.

  11. Mİ' MAR

    Mİ' MAR21 gün önce

    Arkadaşın konuşma hızı kaç?

  12. MURAT KILIÇ

    MURAT KILIÇ21 gün önce

    İslamcı dedigin zaman tek bir yapı yok farklı freaksiyonlar(meshepsel görüş farklılıkları) var.Tek bir çatıymış gibi anlatılması yanlış.

  13. Muhammet Koklu

    Muhammet Koklu22 gün önce

    Gerçekden islamı konuşacak bir adam bulamamışsınız

  14. NeO

    NeO22 gün önce

    Abi bu ne hız ya? Anlamak için 0.75 hızda dinliyorum...

  15. omer genc

    omer genc23 gün önce

    İLAHİYATÇININ CİNNETİ Tefsir hocası Prof. Dr. Mustafa Öztürk kamuoyuna, “cinnet noktasındayım” diye başlayan bir duyuru yapmış. Cinnetini de, lanet okuduğu dinbazların kendisini kafir, müşrik, ateist diye yaftalamalarına bağlamış ve bu yüzden hem dindarlardan hem de din alanında çalışıp çabalamaktan iğrendiğini belirtmiş. Bu ibret-i alemlik ‘duyuru’ üzerinde bir nebze durmak vacip oldu. Hiçbir insanın cinnet geçirmesini arzu etmeyiz. Bu vesileyle öncelikle Mustafa Öztürk’e akıl, iz’an, basiret ve duyu sağlığı temenni ediyorum. Mustafa Öztürk’ün cinnet geçirme sebebini hiç anlamadım. Eğer kendisini bu sıfatlardan beri görüyorsa, usulü dairesinde gereken cevabı verecek kapasiteye fazlasıyla sahiptir. Her şeye rağmen ‘haksız yere’ sataşmaya devam edenler olursa, herhalde bunu da dert etmesi gerekmezdi. Tarihte istisnasız bütün nebiler/rasuller, Allah tarafından irsal edildikleri günden itibaren toplumları tarafından her türlü hakarete, sataşmaya, sövgüye maruz kalmışlar, taşlanmışlar, ölümle tehdit edilmişler ve kimisi de gerçekten öldürülmüştür. Yeryüzünün her bir köşesi, “Rabbim Allah’tır” dediği için öldürülmüş (şehid edilmiş) müminlerin kanlarıyla sulanmıştır. Bununla beraber hiçbir nebî ve rasulün, kavminin işkencesine maruz kalan hiçbir müminin cinnet geçirdiği duyulmamış, görülmemiştir. Kavimleri tarafından küfürle ve sapkınlıkla suçlanmak nebiler için en ‘masum’ belalardır. Nebiler/rasuller başta olmak üzere müminler cinnet geçirmezler çünkü hak dava uğrunda -ucu ölüme kadar varan- işkence ve sıkıntılara maruz kaldıklarında ilk akıllarına gelen teselli şu olur: “İnna lillah ve inna ileyhi raciûn;” Allah’a aitiz ve O’na döneceğiz. Mümin olmanın kariyeri, Allah yolunda eza ve cefaya uğradıkça teslimiyetin artması, imanın daha bir tadına varılmasıdır. Çünkü müminin davası haktır ve hak uğrunda mümine belaların gelmesi ise düğün-bayram gibidir. Bunun en güzel açılımı Firavun’un sihirbazları iken Musa’ya iman ederek, Firavunun belasını göğüsleyen o adam gibi adamların teslimiyetlerinde görülmektedir. Nemrut İbrahim’i, Firavun Musa’yı, Darunnedve Muhammed’i (sav) cinnet noktasına getirememişlerdi. Cinnet şöyle dursun Allah’ın bu şerefli elçilerinin imanları zirve yapmıştı. Aslında denizi geçip, Firavunun zulmünden kurtardığı kavminin, bunun bir mükafatı ve şükür ifadesi(!) olarak Musa’dan put istemeleri ve yeri geldiğinde, “Sen ve Rabbin gidip savaşın, biz burada oturuyoruz” diye diklenmeleri Firavundan daha fazla cinnet geçirtici(!) bir küstahlık iken, o da Musa’nın psikolojisinde bir hasar oluşturamamıştı. Nedense nebilerin psikolojileri hiç ozulmuyordu. Mustafa Öztürk herhangi bir Firavun’un zulmüne uğramadı, siyasi bir yaptırımla karşılaşmadı. Bedel de ödemedi. Bilakis, ‘dinbazlar’a göstermediği hoşgörü ve sevgiyi çağın Firavununa göstererek meşruiyet atfetti. Dinbazlara lanet okudu ama dinin kökünü kazıyan liderlere gıkını çıkartmadı. Ona sebkat etmiş fikirdaşlarından Ali Abdurrazık, Nasr Hamid Ebu Zeyd, Abdülkerim Süruş benzeri bedeller ödemedi. Buna rağmen cinnet geçiren de o oldu. Peki bu durumda M. Öztürk’ü cinnet noktasına getiren ne oldu? Bana kalırsa onu cinnet noktasına getiren şey harici herhangi bir sebep değil, bizzat kendi vicdanıdır. Vicdanı onu sıktıkça sıkmaktadır. Belki de içine girdiği dönülmez akşamın ufkunu yeni idrak etmektedir. İslam’a teslim olmakla, İslam’ı teslim almak girişimi aynı değildir. İslam’a teslim olan asla cinnet geçirmez. İslam’ı teslim almak isteyenlerin akıbeti ise Nietzschevari bir bunalımdır. Hem bir ön kabul olarak iddia edebiliriz ki, Allah insana asla cinnet geçirtecek bir din göndermemiştir. Bilakis cinnetin iyileştiricisi olarak din vardır. Öztürk’ü cinnet noktasına getiren, İslam’ı, tefsirinin ‘uzmanı’ olduğu Kur’an’ı değil de, laikliği velinimet kabul etmesidir. Müslümanları yatıp-kalkıp M. Kemal’a dua etmeye çağırmasıdır. Müslümanların zaaflarından, İslam’ın adeta tarih dışı kaldığı gibi anlamlar çıkartmak, Kur’an’ı nesneleştirmek insanın psikolojisini bozar. Kur’an’ı, bütün zamanın ve bütün mekanın putlarına, tağutlarına, Müslüman olmayan emir sahiplerine, hükmetme makamını haksız yere gasp etmiş bulunan bütün zorbalara karşı verilecek mücadelenin, tazeliğinden ve güncelliğinden hiçbir şey yitirmemiş bir kaynak olarak okumayıp, modernist tartışmalara meze yapmak insanı cinnet noktasına getirmez mi? Bu anlamda Öztürk tek değildir. Şimdilerde Kur’an’ı ve sünneti hayatın dışına atmak moda oldu. Kendilerini Kur’an’a göre değiştirmek istemeyenler, Kur’an’ı kendilerine doğru tevil etmenin yollarını aramaktadırlar. Kur’an insanı sorgulamakta iken, insan Kur’an’ı sorgulamaya yeltenmektedir. Ama aynı insanlar bugün bize zorla dayatılan sözde değerleri, Allah yerine ikame edilen siyasi liderleri asla sorgulamamaktadırlar çünkü o sorgu, sahiplerinin önüne ağır faturalar koymaktadır. Allah’ı, elçisini, Kur’an’ı sorgulamanın, Müslümanlara sövmenin, Müslümanları laikliğe ve Kemalizme iman etmeye çağırmanın ise -bu dünyada- hiçbir bedeli yoktur. İşte buradaki yakıcı çelişki zamanla birilerinin vicdanını gerçekten sıkmaktadır. Modern toplumu tanımlayacak en uygun sözcük herhalde cinnettir. Her gün üzerimize boca edilen haberlerde içimizi karartan kadın cinayetleri ve benzeri suçlar bir cinnetin sonucudur. Bütün bu yaşananlar insanları, Allah’a sırt döndükleri, Allah’ın dinine İstanbul Sözleşmesinin çeyreği kadar bile değer vermedikleri için bu toplumsal bunalımlara maruz kaldıklarını düşündürüp, yeniden iman etmelerini sağlamak yerine, deist ya da ateist yapmaktadır. Müslüman mahallesinde dillerde dolaşan kelime ve kavramların iman, ihlas, takva, velayet, (Allah’a, Rasulüne ve mümin ulul emre) itaat, salat, zikir, iffet, namus, tesettür vd. olması gerekirken deizm ve ateizm gibi kelimelerin olması, söz konusu cinnet halini yeterince açıklamaktadır. ‘Haksız yere’ tekfir edildiğini ileri süren kişinin, din işleriyle uğraşmayı bütünüyle bıraktığını söylemesinin bir izahı yoktur. Savunacak bir tezi, güdülecek bir davası olan bir insanın, muhataplarının eleştiri ve tepkileri nedeniyle tezinden ve davasından vazgeçmesi, ‘davasına’ olan inancını yitirdiğini gösterir. Kendisini çıkmaz bir sokakta gibi hissedip, bir itirafta bulunmak yerine, cinnet gibi sözcüklerle “artık ben oynamıyorum” deme noktasına gelmiştir. Kur’an kendisini şifa olarak adlandırırken, bir tefsir hocasının şifa değil, cinneti terennüm etmesi ibret vesilesidir. Yazının özeti ve sözün sonu olarak belirtmek isterim ki Kur’an, üzerinde türlü bilimsel çalışmalar yapmakla bize/insana şifa olmaz ve olmayacaktır. Kur’an’ın şifa olması, tıpkı ilk Kur’an nesli gibi ona şeksiz ve şartsız iman etmekle mümkündür. MEHMET DURMUŞ

  16. süleyman köksal

    süleyman köksal23 gün önce

    nerden buldunuz bu eşeği

  17. süleyman köksal

    süleyman köksal23 gün önce

    bildiğin kırmançi lan bu

  18. süleyman köksal

    süleyman köksal23 gün önce

    şimdi bu salak besmele çekilerek soykırım yapıldığını mı iddia ediyor 20:40

  19. Hakan Mihci

    Hakan Mihci23 gün önce

    lütfen su konuşma hızlarını biraz yavaşlatın.

  20. Ali Hüsrev Şağban

    Ali Hüsrev Şağban24 gün önce

    Bu arkadaşların yaşadığı sorun yerli İslamcılık ve tercüme İslamcılığın Kemalizm süzgecinden geçip emperyalizmin sosuna bulanmaktan kaynaklanıyor. Çok üzülecek bir durum. Ama bu o kuşağın kaderi. Bu kuşaktan bir bok olmaz. Artık bizim sıramız beklenmeli. Onun için de 15-20 sene beklemeniz gerekecek

  21. Ali Hüsrev Şağban

    Ali Hüsrev Şağban24 gün önce

    İsmail Kara yı da okuyun

  22. Ali Hüsrev Şağban

    Ali Hüsrev Şağban24 gün önce

    Carbon14le Kur'an ın aynen geldiği ispatlanmıyor diyor. Çüşş nereden buldunuz bu adamı. İnsan biraz içeriden konuşacak birini bulur. İslam'a da Amerika ya da kenarından değen birini değil.

  23. omer genc

    omer genc24 gün önce

    Bir gazete haberi ve... Babıâdi’nin ciddiyet satan Çamuriyet gazetesi M.T.T.B.’nin “Vetoya Hayır” yürüyüş haberi bir resimle beraber birinci sahifesinde vermiş. Mahut gazete, haberin arasına şöyle ifadeler de serpiştirmiş: “Mitinge çok küçük yaştaki İmam-Hatipli öğrenciler arasında çember sakallı yaşlılar da katıldığı dikkati çekmiş.” “Geniş güvenlik tedbirlerinin alındığı miting ve yürüyüşte hiç bir kadının bulunmadığı, ezan okunurken yürüyüşün durdurulduğu...” Aklı sıra bizi gözden düşürmek istiyor. Evet, Çamuriyet gazetesinin okuyucuları kendilerine Kızıl Çinlilerin Mao’ya inandığı gibi inanmışlardır. “Çember sakal, Takunya, Teşbih, Çarşaf” kelimeleri, çizdikleri karikatürlerden, yazdıkları makalelere kadar öyle işlenmiştir ki, bunları okuyan herhangi bir Çamuriyet okuyucusu derhal korkunç tedailer içine düşer: Kubılay’ın kesik baş hikâyesi, 31 Mart destanı ve hayali Küçük Nadir’in “Devler, Periler, Cadılar ülkesindeki devr-i alemi”ne gidiverirler hemen. Onlar için “Çember Sakal” bir tedai (çağrışım) unsurudur. Yalnız eğri oturup doğru konuşalım. Evvela katılanlardan başlıyalım. Bir kere mitinge on bin kişi katılmış, bunun çok cüz’i miktarı Orta öğrenim gençliğini teşkil etmiştir. Mitinge halk da katılmıştır. Halkın arasında sakallı zat-ı muhteremler de bulunmuş olabilir. Peki ama çember sakallı diye bahsetmenin âlemi ne? Ha, evet, âlemini yukarıda arzetmiştik. “Çember sakal” bir semboldür onlar için... Çocuklara gelince.. Herhalde: “Onlar daha küçükler, büyüseler elbette ağabeyleri gibi olacaklar. Bilinçlenecekler; uslu uslu yürüyeceklerine dinamit fırlatmasını, polis kurşunlamasını, gemi batırmasını, asker öldürmesini, banka soymasını öğrenecekler. Sosyalist ustalardan teoriyi de alıp teori-eylem işbirliği ile yiğidolar safına katılırlardı.” demek istiyor. İşte o zaman “Genç”, “Yurtsever”, “Devrimci”, “Anti Emperyalist Savaş veren halk çocukları” isimleri ile adlandırılabilirlerdi. Yalnız bu sakal işine gene kafamız takıldı. Çünkü devrimci yandaşlarının yürüyüş, patırtı ve şamatalarından sakallı sayısı bize nisbeten mukayese edilemiyecek kadar fazla!. Mahut gazete sakaldan anladığı, ihtisas sahibi olduğu için hemen cevabı şöyle yapıştırabilir. “O sakal başka sakal; biti var piresi var! Etrafı çember gibi çevrilmiş ve gül yağı ile taranmış hacı sakalına benzemez! Doğasal bir bırakışımla uzamıştır. Castro’dan homo Che Guevera’ya kadar bütün devrimcilerden mülhemdir. Sizinki Peygamber sakalı.” Böyle de diyebiliriz. Sonra; bizim aramızda elbette İmam-Hatipli var. Gayet tabi bizim safımızda olacaklar. Çünkü aynı şeylere inanıyoruz. Mevcudiyetlerinden utanmıyoruz da, sıkılmıyoruz da.. Onlarla iftihar ediyor, hakları için yürüyüşler düzenliyoruz. Kardeşlerimiz Anadolu’nun fakir, gerçekten halk çocuklarıdır. Öyle, “halkçı” diye isim takılan, Amerikan Kolejli, garsoniyerli milyoner muhallebi çocuklarından olmayabilirler. Zaten o sosyetikler halka daima tepeden bakmış, hatta Ankara’ya “çarıklı vatandaş manzarayı bozuyor” diye de köylülerin girmesini -bir zamanlar- yasak da etmişlerdi. Ne gariptir, o devrin bürokratları bugünün halkçı devrimcilerinin babaları idi. Ve her bürokrat da yıllardır bu mahut gazeteyi okumaktaydı. Böyle haber vermekle aklınca: “Bunlar sadece İmam-Hatipli. Korkmayın, diğer okulların çocukları bu fikirde değil” diyerek okuyucularını ferahlatmak istiyor. Güzel bir “yanılgı”, Allah’ın izniyle çığ gibi büyüyen gençliğimiz İmam-Hatipli kardeşlerimizin sayısından oldukça fazla. Lüks yataklarınızda metreslerinizle geçireceğiniz rahat uykuların hayal olacağı günler yakındır İnşaallah... Kâbuslara karşı yeni bir ilâcın çıkıp çıkmadığını artık eczahanelerden sorabilirsiniz. “Geniş güvenlik tedbirlerinin alındığı miting ve yürüyüşte hiçbir kadının bulunmadığı, ezan okunurken yürüyüşün durdurulduğu” ifadesindeki hayret, şaşkınlık ve de küçümsemeye gelince: Kadınlar veya genç kızlar yürüyüşümüze iştirak etmemiş olabilir. Bu neyi değiştirir? Ama onlara göre çok şey! Çünkü yiğit tosuncuklarımızın kadınsız eylemleri yok ki! Meselâ 1969 yılında O.D.T.Ü.’nin işgalci ve de devrimci yoldaşlardan temizlendikten sonra THA ve A.A.’nın verdiği haberde şu satırlar geçiyordu: “Üniversitenin temizlenmesinden sonra Ankara savcısı dört yardımcısı ile tahkikata başlamıştır. Rektörlük binasında âlem yapıldığı anlaşılmış, içki şişeleri ve kadın kilotları bulunduğu açıklanmıştır. Üniversitenin bir harabeye döndüğü, hasarın çok büyük olduğu bildirilmiştir.” (THA ve A.A.’nın 14 Nisan 1969 tarihinde gazetelerde neşredilen haberi.) İlk önce dehşet içinde kaldığımız bu tip haberler sonraları “vukuat-ı âdiye”den sayılır oldu. Battal Mehetoğlu’nun hâdisesinde İ.D.M.M.A.’nde günlerce süren devrimci işgalde kaç tane kızın içeride devrimcilerin moral (!) hocası olduğunu; Deniz Gezmiş’in O.D.TÜ.’ndeki 17-18 kişilik harem odasını; ve gece gündüz çanta gibi yanlarında taşınan “devrimciye”lerin gördükleri mühim (!) “ödev”leri duya duya kanıksadık. Erkek yurdunu polisin zorla boşalttığında (Vezneciler Site Yurdu) kaç kızın çıktığını; “Biz devrimci yoldaşlarımızın cinsel gereksinmelerini karşılıyoruz” diyen fedakâr “devrimciye”lerin günah çıkarmalarını da normal karşılıyorduk Ya, böyle Çamuriyet gazetesi... Biz sizin kızlarınıza (pardon kadınlarınıza) “gereksinmelerinize” hayret etmiyoruz da siz bizim kadınsız yürüyüşlerimize niye hayret ediyorsunuz? (ÇATI -Haber, Yorum, Aksiyon Aylık Gazete, Şubat 1976, Sayı 10, s. 2)

  24. omer genc

    omer genc24 gün önce

    İstanbul’u seyrediyorum, gözlerim kapalı Bugün günlerden ne? Cumartesi.. Aman koş fırına.. Niye? Yarın Pazar, ekmek çıkmayacak ya!.. Koşuyorsun kuyruğa.. Kuyruk gene kuyruk.. Ömrün şu biten neşvesi kuyrukta geçecek erenler. Tabii kuyruk filozofların yeridir.. Halkımız.. Aklı erenler, Baylar. Bayanlar.. Konuşmaya başlarlar hemen: Ne olacak bu hâlimiz?.. Gözlüklü, uzun favorili biri: “İşçinin hakkı efendim.” Yaşlı birisi: “Yahu hak yenilsin diyen var mı? Vardiye usulü çalışırlar, Pazar günü çalışan başka gün tatil yapar. Otobüs, tren, uçak pazar günü çalışmam, tatil diyebilir mi?” “Aman efendim. Onlar da insan!” “Yahu insanlıkla ne alâkası var?.. Bunca milletin kuyrukta illallah demesi mi insanlık?” İşçi: “Ne yapalım, sendika böyle istiyor” diyor.. “Ne biçim devlet bu? Sendikaya dur diyemez mi?” “Ne münasebet! Anayasal bir zorunluluktur sendika. Sendika özgürlüğü...” demeye başladı favorili genç adam.. Tam o sırada saçları bembeyaz iri-yarı bir kadın 5 liralık 10 ekmekle dışarı çıkıyordu... “Hişt, hişt.. Ne o be? 10 tane de ekmek alınır mı?” “Sana ne, 10 tane 20 tane, paramla değil mi?” “Yahu fırıncı, biz kaç saat bekliyeceğiz? 2 taneden fazla vermesene..” “Ne yapayım beyim, kalabalık aileymiş!..” “Ne sahtekâr, üç kişiler yahu! Pazartesi çöp tenekelerini seyret.. Nimet, nimet günah!” “Ne nimeti bey amca, ne günahı.. Bunları bilen var mı?” “Allah korkusu...” “Geçti!.. Millet, açlık doyumsuzluk korkusu çekiyor...” Manavla kasapta işimiz kaldı.. Yarım kilo et.. 40 TL. bey abi.. Ne o, 80 mi et? Evet bey abi.. 1 kilo barbunya.. 25 TL. bey abi.. Pazara gidelim bâri, mahvedecek bu manav bi¬zi.. Pazardayız. Hadi.. “Bedava, be¬davacı bunlar!” “Barbunya kaça?” 20’den sattık, haydi onsekiz, onsekiz!” “Oğlum, yarım kilo kabak” “Ne yarım’ kilosu be! Yarım kilo da satılır mı?” “İsteyen istediği kadar alır, ne azarlıyorsun yaşlı kadını? Belki parası yok, belki bir kişi, belki dolabı yok!” “Olmaz, yarım kilo yok!” Bir pazarcı yüksek perdeden nutuk atıyor.. “Allah bu millete kıtlık versin.. Kıtlık gelsin de görün o zaman!..” Mübarekler, burunlarından kıl aldırmıyorlar.. Kadınlar.. Plaja mı gidiyorlar, pazara mı. Biber seçeceğim diye elâleme kendini seyrettiren seyrettirene... Akşam üstü, pazar toplanıyor.. Pazarcının biri çıkmış bir domates kümesinin üstüne, çiğniyor.. Geçip gidecek, domatesi artmış, götürmek istemiyor, bedava, ucuz verilmez tabii.. Gözümüzün önünde hepsini ezdi bıraktı, defolup gitti. Bir başka pazarcı da aynı bedduayı tekrar edip duruyor.. “Kıtlık versin! Kıtlık...” İstanbul’u seyrediyorum, gözlerim kapalı.. Burnumdan kokular giriyor iğrenç... Pazarın artığı yanında insanın taaffün etmiş ruhu.. Pazarda İnsan arıyacağım, elde fener.. İnsanlar geçiyor, önümden.. İstanbul’u, ruhumu arıyorum gözlerim kapalı.. Her taraf eciş-bücüş apartman dolu.. Yola çıkmış, içeri girmiş.. Alçak, yüksek.. Dışlar mozaikli, arkaları kirli-sarı boyalar.. İrin renkli.. Balkonlar, pencereler birbirine bakıyor.. Evlerde perde, kadınlarda çekinme yok.. Herkes birbirini seyrediyor.. Korkunç bir gürültü.. Plak çalıyor, gâvurca.. Çığlıklar geliyor, batı insanının ve müzikte çıldıranların çığlığı.. Sonuna dek.. Balkona fırlıyorum ne bu rezalet, çocuk uyuyor, hasta mı var diyen yok.. Yandaki balkonda 17-18 yaşında üç genç pikabı sonuna kadar açmışlar.. Karşıya bakıyorum şortlu bir kız cam siliyor.. Bağırıyorum! “Yahu şu sesi kıssanıza.. Ne diye rahatsız ediyorsunuz..” Cevap veriyorlar: “Hoppala.. Kimse bugüne kadar şikâyetçi olmadı..” Niye olsunlar, herkes gölgesinden korkuyor.. Gürültü ruhlarının müşevveşliği ile müsâvî.. Feryadım insanlığımdan.. Yığın olursan feryada ne lüzum var? Tabii bunları söylemiyorum.. Söylesem anlamazlar ki? Ne demek ruhların müşevveşliği? Feryad, lüzum.. Edebiyat paralıyorsun der, gülerler adama. İstanbul’u dinlemek istemiyorum, kulaklarım açık... İstanbul’u görmek istemiyorum, gözlerim açık... (Millî Gazete, 12 Eylül 1977, s. 6)

  25. omer genc

    omer genc24 gün önce

    Sedat YENİGÜN: YABANCILAŞMA ÜZERİNE NOTLAR: Seviyeli Takdim ve Heyhat!. Marksist şemayı Osmanlı, Selçuklu tarihine oturtmamak; sınıflaşmayı kesinlikle ortadan kaldıran bir hukukun, İslâm hukukunun, mevcudiyeti ve asırlar içinde tatbikatı karşısında bir şey söyleyememek; araştırma yapan Türkiye Marksistlerinin sancısıdır. Osmanlı Toprak Sistemi'nin “nevi şahsına münhasır”-orijinal olup Avrupa’ya benzememesi sebebiyle Marks'ın Avrupa toplum yapısına yönelttiği tenkidler, Türkiye gerçekleri karşısında iflas eder. Tanzimat sonrası tatbikat ise batıya benzeme, sınıflaşma temayüllerini de beraberinde taşır. Ama Cumhuriyetle, Ziya Gökalp'in de hasretle ve hararetle andığı Millî Burjuvazi meydana getirme arzuları ön plana çıkar. Yani “nevi şahsına münhasır” olmaktan çıkıp, Avrupalılaşmak; batının bütün sınıf kavgalarını ve ıstıraplarını aynıyla yaşmak, batılılaşmak demek değil midir? Türkiyeli gerçek aydına, kafasında cemiyetin sancısını taşıyan insana, bir vazife düşmektedir: HESAPLAŞMAK... Nasıl, kiminle? Bütün batılılaşma dönemiyle ve batıcılara zemin hazırlayan bizim yanlış tatbikat ve idrakimizle... Türkiye'nin yeni İslâmcı gençliği bunu istiyor. Gençliği afiş yapıştıran, mitingde kürsü kuran, muhafızlık yapan, slogan kültürüyle uğraşan, politikacının vurucu gücü olan bir HÜVİYET'le görmek isteyenler, gençliğe ve bu memleketin geleceğine ihanet ediyor demektir. Üst nesil ikbâl kapılarına varabilmek için gençliği basamak olarak kullanıyorsa, aldanıyor. Gençliğin sırtına basılmaz, ona “sırtıma bas ve geç!” ben buraya kadar gelebildim, haydi aslanım, bundan sonrası sana ait! Fetih budur. Her günü evvelkinden üstün, bir nesil, yaşlıların tecrübesiyle dolu ve ilerde olmalıdır... deyip müstakbel Türkiye'nin kurucularına yol gösterilmelidir. Rahmetli Nurettin Topçu, yarınki Türkiye için bilmem kaç sene evvel şu satırları yazıyordu... O bunun sancısını çok çekti ama yalnız adam, anlaşılmayan adam dramını yaşayarak göçtü gitti. “...Cihadımız fikir ve ruh cephesinde, ahlâk ve insan cephesinde yapılacaktır. Mektebimiz ve devletimizle, hukukumuz ve ahlâkımızla, ilmimiz ve sanatımızla, bizim benliğimizin mimarı olacak güzide, fedakâr bir zümrenin mektepleşmesi zamanı gelmiştir. Dâvâmız, cemiyet içinde kendiliğinden mektep haline gelince gönüllerini de kaydedecektir. Yarınki Türkiye'nin kurucuları, yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek, sabırlı ve azimli, lâkin gösterişsiz ve nümâyişsiz çalışan, ruh cephesinin maden işçileri olacaklardır. Bu ruh amelesinin ilk ve esaslı işi İNSAN YETİŞTİRMEKTİR. Hünerleri hep fedakârlık olan bu hizmet ehli gençler, hizmetlerinin mükâfatını da hizmet ettikleri insanlardan beklemeyecekler, sonsuzluğa sundukları eserin sesinin akislerini yine sonsuzluktan dinleyeceklerdir. Yarınki Türkiye'nin kurucuları, millet ve cemaat uğruna fedakârlık kabullenenlerin artık bulunmadığı cemiyetimizde, muhtelif sîmada insanları şahıslarında birleştireceklerdir. Onlarda Yunus Yavuz'la birleşecek, Sinan Âkif e uzanacak, Ebu Hanife, Hüseyin Avni'yi tebrik edecektir ve onların eseri olacak Yarınki Türkiye, şu temellerin üzerine kurulacak: Anadolu'nun toprağından kaynayan kan... Cemaat için harcanan emek... Bin yıllık bir tarih... Otoriteli bir devlet... Ve ebedî olduğuna inanmış bir ruh”... Nur içinde yatsın Nurettin Hoca, yarınki Türkiye'yi bir mütefekkir zâviyesinden böyle görüyordu... Bir içtimaiyatçı (sosyolog) oluşu, felsefe ile meşgul oluşu, tasavvuf kapısından feyz alışı, ona bu satırları yazdırıyordu. Engin düşünen bir insanın politikacı ucuzluğuna düşmeden sıraladığı satırlar... Bu tahassür bugün de geçerliliğini korumuyor mu? İnsana inanıyor muyuz? Onu yetiştirmekten ne anlıyoruz? Fedakârlık, hizmetin karşılığını “ebed” olmakla karşılayan telakki nedir? Neden Yunus Emre ile Yavuz, Mimar Sinan'la Âkif, Ebû Hanife ile Hüseyin Avni bir arada zikrediliyor? Bu insanların ruhunu yarınki Türkiye’nin sahiplerine nasıl taşıyacağız? Bir Yunus, bir Yavuz, bir Sinan, bir Ebû Hanife aynı ruhun ama ayrı sahaların adamı. İşte dâvâ bu! Marksistler, Yunus'un vatanında dünyayı KİN'le yorumluyor... Senin insanını bir hamur gibi yoğuran tasavvuf neşvesi, cihad ruhu, bin yıllık tarihin, ama her şeyin kaynağı ölmez KİTAB'ın başucunda duruyor. Onu unutup, bu zavallılara anlatamıyor, hâlâ karikatürize bir tip, üslûbu, sesi, biçimi ve tavrında takdim ediyorsun. Camideki müslüman bu tonda uyuyor... Ya başkaları? Dünyanın en büyük potansiyeli üstünde oturuyoruz. Yeni bir nesil geliyor. Bu nesil yabancılaşmış bir eğitimin mahsulü. Onları yeniden Osman Gaziler, Yunuslar, Ebû Hanifeler üstünde düşündürtmek gerek... Dünyada bir Kur’ân mucizesinin, Hz. Muhammed (s.a.v) vakıasının mevcudiyetinden haberdar etmek gerek! TEBLİĞİ en seviyeli bir şekilde takdim etmek gerek!... Ama heyhat! İslâm’ı 150 yıldır kötüleyen, karikatürize eden inkârcı zihniyetin karşısına politikacıları biz dikiyoruz ve diyoruz ki: “Buyur, alay et dünyanın en vakur davası ile. İstediğin kadar!.. Allah'tan korkun; Ey yol tıkayanlar! Bu dava sizin gibi TIKAÇ vazifesi gören zavallılarla bir müddet aksayabilir, ama bilin ki ALLAH'IN DÂVÂSI İLE OYNANMAZ! ADAMI KAHREDER!.. “Rabbim! İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helâk eder misin?” âyet mealini, her seviyesiz takdimde hatırlamamak mümkün mü? (SUR, Kasım 1978, Sayı 32, s. 45-47)

  26. omer genc

    omer genc24 gün önce

    Sedat Yenigün Zıtların Dünyasında Bekâ Mevlânâ, asırların ötesinden bugün madde, anti-madde, atom münakaşalarının yapıldığı devirlere sesleniyor: “Kendindeki şu müthiş savaşa bak! Başkalarının savaşıyla ne meşgul olup durursun. Meğer ki Allah seni bu savaştan çeke de, sulh âleminde tek renge boyanasın. O âlem ancak bâkidir, mâmurdur, başka türlü olmasına imkân yok... Çünkü terkibi zıt olan şeylerden değil. Bu yok olma, bitme, zıddın zıddını yok etmesinden ileri gelir. Zıt olmadı mı ebedîlikten başka bir şey olamaz” diyor. Dünyada hayır ve şer, güzellik ve çirkinlik, adalet ve zulüm, ak ile kara, cimrilikle cömertlik bir arada!.. İslâm bunların zıddiyetini kabul eder. Bu zıtlıklar, gelişmenin itici gücüdür. Biri ebedîliğin, diğeri fâniliğin izini, tohumunu taşır. Hayırda, güzellikte, cömertlikte, adalette ebediyetin tohumları, akisleri, yolları vardır. Zıtlıkların yok olduğu yer bekâ âlemidir. Bu dünyanın kazanılması da iyi seçim yapılmasına bağlıdır. Bunu yapanlar kazanır koskoca ebedî bir âlemi... Ama yaşanılan dünyanın inkârı değil, mahiyetini tayin etmektir bu... Dünyada yeryüzü cenneti mutlak manâda yok! Yeryüzünde mutluluğu bulabilirsin ama her şeyi olduğu gibi kabul eder, şerrin, kötünün def’i, hayrın ikamesi için çalışırsan! Ve her hâlükârda kayıp diye bir şey kabul etmezsen... Çünkü kâinatın ne yapıcısı ne de programlayıcısısın. Kader senden yapabileceğin şeyin âzamisini istiyor. Ötesini dert edinme... Hayrihi ve Şerrihi Minallahu Teâlâ Halbuki materyalist diyalektikçilere göre, iktisadî faaliyetlerin nihayetinde sınıfsız bir yeryüzü cennetine ulaşmak mümkündür. Her şey üretim araçları yüzünden çıkmaktadır. Eğer onları kamulaştırırsak her şey düzelecektir. Bu tasnifle insan devreden çıkıyor ve kader mefhumu kör-sağır bir âletler manzumesine havale ediliyor. İnsanın karmaşık varlığı, kâinatın muhteşemliği bir anda yok oluyor ve insan, eseri olan üretim araçlarının kulu-kölesi oluyor. Hayrı ve şerri yaratan ALLAH'ın yüce varlığı yerine her şeyin müsebbibi ÜRETİM ARAÇLARI olup çıkıyor! Modern asrın yeni putları, beşerin böyle dalâletleri var. Putunu kendi yapar, kendi tapar. Cennet inkâr edilirken yeryüzü cennetine inanılır. Ebediyetin önü zıtlar âleminde kesilir ve her şey dünyevîleştirilir. Bu, yapıyı inkârdır! Bediüzzaman'ın ifadesiyle; mazlum zilletiyle, zâlim zulmüyle bu dünyadan geçip giderken mükâfatsız, cezasız kalmaları insan vicdanındaki “hak” ve “adâlet” mefhumuna aykırı düşmüyor mu? Mutlak adâletin gerçekleşemediği bu dünyada kalblerde saklı ne varsa bilen, cezasını verecek olan bir “MUTLAK ÂDİL”, “VAREDEN” olmalıdır. Olmazsa, bu kadar muhteşem bir kâinata saçmalık, abes izafe ederiz. Bu dünyada adâleti tesis için çalışmak zorunda olan insan, her şeyin hesabını vereceği mutlak adâletin mevcudiyetine de inanmak zorundadır: Çünkü vicdanları yaratanın orada hak, adâlet mefhumunu da yaratan bir yaratıcının mevcudiyetine işaret etmektedir. Eser var da nasıl müessiri olmaz? Fiil var da nasıl fâil olmaz? Cenneti inkâr ederken yeryüzü cennetine inanır, kaderi inkâr ederken diyalektik kadere, her şeyin programlayıcısı olan üretim araçlarına inanır. Onun gelişimine mutlak kader der, mutlak hiç bir şeye inanmadığı hâlde. Peki, bu yeryüzü cennetinde insan insanı; devletsiz, yöneticisiz sömürmeyecek mi? “Hayır” diyor. “Kim mâni olabilir, hangi güç?” Realist olalım. İnsan olduğu müddetçe onda kin ve sevgi, kalb ve şehvet, kibir ve tevazu, cimrilik ve cömertlik, adâlet ve zulüm vardır. İnsan var olduğu müddetçe onlar da var olacaktır. Çünkü insan melek değildir. Ama melekleşebilecek bir mücadele vermek zorundadır. İçinde ve dışında kötülüğü redde ve bu yolda tebliğ ve cihada mecburdur. Gerçekçilik işte budur! İnsana zıtlar âleminde kesin tercih yapma imkânı tanınmıştır. Tercihi yaparken rahmani olanı seçmek, onun rengine boyanmak! Veyahut zulmânî olanı seçmek... Nemrud’un yeryüzü cenneti kendisi gibi yok oldu gitti. Hz. İbrahim gibi yaşa ve mücadele et! Dünya, hudutsuz arzuların tatmin yeri değildir. Gönlün ebedî olmak iştiyakı, bir başka dünyanın özlemiyle doludur. İNSAN-I KÂMİL olabilirsin. Bir ASR-I SAADET yaşayabilirsin, bunları yapmak uğrunda mücahede etmek zorundasın, ama bil fâniliğini!.. Sen inkâr etsen de mezar inkâr etmiyor. Mezara ebedî duygularla gidiyoruz. O halde bu ebediyyet duygusu tatmin edilmeli. Nasıl ki yaratıcının verdiği her duygunun karşılığı var. Zıtlar âleminde zıtlık kaybolunca biri ebedîleşiyor: Hayat, ölümü yeniyor; fânilik, ebediyyet karşısında yok oluyor... (İSLÂMÎ HAREKET, 15 Mart 1980, s. 7)

  27. omer genc

    omer genc24 gün önce

    Erdoğan’ın dindarlığını tartışabilirsiniz ama onun üzerinden islamı yargılayamazsınız. O mevcut kanunlarla devleti yönetiyor,yanlışlar da yapıyor. Bununla islamcılığı nasıl yargılayabilirsiniz ki? Bir marksist başkan olsa ve mevcut kanunlarla yöneteceği için başarısız olsa onun üzerinden marksı yargılamak gülünç olur değil mi? İşte böyle birşey yaptığınız!!! Kahvede kumar oynayan,meyhaneden çıkmayan biri çıksa deseki ben islamî had cezalarının yasalarının uygulanmasını istiyorum dese o islamcıdır ama günahkardır. Biri de camiden çıkmasa kur’an elinden düşmese ama bu zamanda bu islamî yasalarla olmaz dese hiç günah işlemezse islamcı olmaz

  28. omer genc

    omer genc24 gün önce

    Tasavvufçulara “serbest atıcılar” benzetmesini kınıyorum.Bu konuşmaları gün gelir tekrar dinlersiniz ve Allah’ı bile yargılamış olduğunuzu anlarsınız,tefsire ‘kıvırma’ benzetmesinden utanırsınız... ümit ediyorum bunu... Bu kadar bilgi sizi savurmuş!!! Kur’an tartışmasına girmiyorum şimdi diyorsunuz!! Girseniz kimbilir nelerle kafan karışmış görürdük. Siz bir ilahiyatçı mısınız? Hayır!!! Hangi islami eğitimle kur’anı yorumlamaya kalkıyorsunuz? Ancak yaptığınız gibi kim ne demiş onları ortaya koyar kişilere atıfta bulunabilirsiniz!!! Kur’anı yorumlamak gibi hadddi aşmazsınız inşaallah

  29. omer genc

    omer genc24 gün önce

    Rahmetli Sedat Yenigün’ün makalesindeki şu satırları tekrar okuyalım:”Asrın Türkiyeli insanı, İslâm'ı anlayamaz. Çünkü yaşanılmış ve defteri (kurtarıcı zannettiklerinin imajı ile) dürülmüştür. “ Siz işte aynen birilerinin (başta Erdoğan)imajı üzerinden islamcılığın değil aynı zamanda islamın da defterini dürme cüretini göstermişsiniz. Adam ol sen çık bu göreve talip ol ve tam bir islamcı nasıl olur göster!! Ama kolaycılığa kaçıp önünüze geleni infaz etmişsiniz.Müslümanca eleştiri değil infaz!!! Onu dokuzu bilmem,sen de müslümansın ve çıkarsın, öne düşersin müslümanlık öyle olmaz böyle olur dersiniz ve mücadelenizi verirsiniz.Müslümanca böyle siyaset yapmanın örneğini verirsiniz

  30. omer genc

    omer genc24 gün önce

    Sedat YENİGÜN: YABANCILAŞMA ÜZERİNE NOTLAR: Hayattan Tecrit Olup, Kitaplarda Kalmak Hayatı bildiğince yaşıyoruz ama iş lafa, yazıya, kitaba gelince en idealini, yaşanılmayacağı, yaşanılmamışı yazıp kurtuluyoruz... Bu yazılanların pratiği yok... Her şey teorik, yani nazarî... Devir, ilmiyle âmil olmayan yazarlarla dolu... Ve amelsiz ilim satıcılığına yazarlık veya profesörlük diyorlar. Gaye nedir? İyi bir yazar, çok meşhur bir insan olmak mı? Yoksa mes’uliyetini müdrik insan olmak mı? Ne demek bu ikincisi? Her şeyi maddeye irca eden insan ikinci tarifi anlamaz. Ha, şöyle anlıyabilir: Programlanmış homo-economicus kapasitesine müdrik, yapacağı işi müdrik insan. Aslında asrın kanunları da bunu öyle tarif ediyor: “Kanunları çiğneme de istersen özel hayatında böcek gibi yaşa...” Ama benim nizamım? Hayır! Hayır! diyor, sen insansın... Ahsen-i takvim olarak yaratılan insan! İşte bütün mesele... İnsanı anlamak, tarif etmek, onun hayatını bütünüyle kucaklayan nizamı, sistemi bulabilmek... Asrın insanı Mevlana'yı da, Yunus'u da, Hacı Bektaş'ı da, Nasreddin Hoca'yı da, Süleyman Çelebi'yi de aslında anlamıyor. Onun merakı, zevki, alâkası bir turist merakından öteye geçemez. Turistte belki bu alâka gönlünü teslim edecek bir yolun kapısıdır, ama Türkiyeli insan için yaşanılmış, tatlı-acı hâtıralar bırakmış bir zamanların mü’min insanlarınca inanılmış, bugünün modern insanı tarafından terkedilmiş bir inançlar manzumesinin kalıntılarıdır. Asrın Türkiyeli insanı, İslâm'ı anlayamaz. Çünkü yaşanılmış ve defteri (kurtarıcı zannettiklerinin imajı ile) dürülmüştür. O artık batının yaşayıp yaşayıp sonuna getirdiği, yerini vahşete terk ettiği hayatın romantik girizgâhında, 1000 yıllık baskı zannettiği ahlâkî, ananevi ve temelde dinî settin yıkılışının saadetini yaşıyor... Derisini, vücudunu yaşıyor. Alıcılar değişik. Ruhî derinliği, aşk hummasını anlayabilmek için iptal ettiği kalb, akıl denen şeyin iyi çalışması lâzım. Ölü mıntıkalardan âb-ı hayat fışkırtılmaz! İstediğin kadar asrın modem sondajlarını yap. Yunus da, Mevlana da o dinin ve ruhun insanlarıydı. Yunus'u, Mevlana'yı sevip de Hz. Muhammed (s.a.v)'e düşman olmak, akarsuya bayılıp kaynağına küfretmeye benzer... O akarsu, o muhteşem kaynağın eseridir. Anlatılmayanı, anlatılamayacağı anlatmaya kalkmak ne zor mes’ele... “Acımı ve sevincimi paylaşır mısınız?” Bunu duydum, ama yazık ettim. Sır saklıyamayacak kadar, onu ipekböceği gibi gönülde öremeyecek kadar sabırsız. Fakat, yazmak zorunda idi. Cehlin, küfrün yaşanıldığı, tebliğ mahremiyetini bile çok görüyor... Tahassüsün mahremiyeti. Ne komik kaçtı, yırtmaçlı eteği yaşayanların diyarında mahremiyetten, hislerin, fikirlerin mahremiyetinden bahsetmek... Bir mütefekkir: “Osmanlı kültürü bir şifahi medeniyettir, bir kitab medeniyeti değil. Yol gösteren milyonlarca kitab değil, ezeli ve ebedi kuşatan tek kitabın şerhi, tefsiri, içtihadı ile meşguldü. Kitab gevezeliği değil, kitabın yaşanılması mevzubahisti” mealinde bir şeyler söylemişti. Bu sözleri batıyı yıllarca mecnun bir havari gibi dolaşıp susuzluğunu kendi kaynaklarında giderdikten sonra söylüyordu. Batı bir kitap medeniyeti, biz bir hayat medeniyeti idik. Şifahi kültür ve irfan dillerde dolaşan, gönüllerde yankılanan, hâfızalarda hıfzedilen ve ölmeden gelen nesle devredilen, devredildikçe zenginleşen, ölümsüzleşen irfan... Gitti... Öldü. Nasıl? Bir hikâyecimiz yaşadığı devirleri ustaca yazıya geçiren bir kadın romancı için (bütün şöhreti de rüya gibi iklimi, bugünün çölüne düşmüş belâ çocuklarına aktarmaya çalışmasıydı) şöyle diyordu: “Cumhuriyet nesli Osmanlıyı tanımıyor. Tanımıyor, çünkü gözlerini Osmanlının enkazı üzerinde açtı. Ardından reddi miras ederek enkazı dahi silip süpürdü. Bu mirastan insan potansiyeli olarak kalanlar, yani Çanakkale'yi, Yemen'i, Seddülbahir'i, Gazze'yi görmüş olanlar da artık birer birer aramızdan çekildiler. Gittiler ve istenmeyen mâziyi de beraberlerinde götürdüler, dili, dini, musikiyi, mimariyi, edebiyatı, hukuku, hâsılı batan gemiden can pahasına, kan pahasına kurtarılmış ne varsa mezara taşıdılar. Onlarla beraber gömüldüler. Ve biz cumhuriyet nesli, ellerimize tutuşturulan balonlarla boşlukta asılı kaldık. Buzlu camların, sisli ufukların ardında kalan Osmanlıyı anlatır. Hemen yanı başımızda bütün haşmetiyle duran, fakat artık konuşmayan, boynu bükük hüznü ile günbegün eriyip kaybolan ecdadımızı, anlatır. Onlar kaybolan bir dünyanın hâtırası karşısında saygı, yokluğu karşısında dökülen gözyaşlarıdır. O dünyayı kıyısından köşesinden biraz olsun tanımayanlar için, bu eserlerde beliren kişiler, binalar, sözler, olaylar, duygular dondurulmuş kuşlar gibi cansızdırlar. Cumhuriyet neslinin geçmişinden kopuşu tedrici olmamıştır. Belli bir diyalektik ile geçmişi aşmamıştır. Birdenbire, cebrî ve üstten gelen bir baskı ile geçmişinden koparılmıştır. Doksan üç harbini tanımadığı, meşrutiyeti görmediği, tekkeden, medreseden bihaber olduğu, konakları, halayıkları, bayram, ramazan eğlencelerini, kavukluyu, pişekârı ancak kıyıda köşede kalmış hâtıratlardan, solmuş resimlerden, yıkılmış binalardan, müzeye kaldırılmış eşyadan tanımaya çalıştığı için ve bunu da kendi harfleri, kendi dünya görüşü ile kavraması muhaldir. Nasıl kavrayabilir ki? Kalbine ninesinden, dedesinden duydukları bir nebze yerleştirilmiş olanlar, artık yıkılacakları günü engin bir tevekkülle bekleyen konaklar, yalılar, her gün bir taşı eksilen tekke, medrese kalıntıları karşısında ne hissedebilirlerdi ki? Biraz hüzün. Turistik bir tecessüs ve bir yarım ah!..” (Mustafa Kutlu, Hareket Mecmuası) Yanlış anlaşılmasın. Diriltmeye çalışılan, kokuşmuş bir metres serencamı olan Aşk-ı Memnu'lu yalılar, burjuva yaşantılı konaklar, barok-rokoko kusmuğu saraylar değil!.. Ruhunun inceliğini, zarafetini taşa, sese, yazıya, tahtaya nakşetmiş insanın büyüklüğünün kaynağını keşfetmektir... Çünkü kaynakla insan arasındaki rabıtamız koptu... İnsan acıdı, kokuştu... Herkes gibi aramak hakkımız değil mi? Her gün patlayan bombalar, ölen insanlar, hiç bir şey olamamışlar, bir içtimai sancının eseri değil de nedir? Aile, hukuk, iktisad, örf, mimari, edebiyat, musiki... Bütün bunların kaynaklandığı bir kaynak var mı? Nerede? O halde bırak arayayım. “Ah!” etme hürriyetimde mi yok! Müslüman halk aydınını yitirmişti. Mektepler “ekol”den “okul” olduğundan beri kendine zıd, yabancı bir öğretimden geçmiş bir nesille karşılaştı... Ne dillerini ne de dinini anlıyordu... Dinî yaşayışı olmadığı gibi üstelik dinî mefhumlarla (kavramlarla) alay ediyor, “zındık”, “gâvur” tâbirlerine uygun hareket ediyordu. O zaman halk dedi ki, “bu okullar gâvur yetiştiriyor.” Bu yüzden binlerce baba çocuğunu okutmadı. Halbuki “okul” bir vasıta idi. Muhtevası “gâvur” olabilirdi... Halk toptancı idi, toptan “red” etti, ancak bu gidişat başını kuma sokmakla düzelmezdi. Evet, bu bir mukavemetti, ama neticesiz ve gittikçe tükenecek bir mukavemet. Giderek cemiyete şu kanaat yerleşti: “Okuyan insan dindar olamaz!..” Bu hükmü herkes benimsedi. Mühendis, doktor, kimyager, öğretmen mi? Elbette cuma namazına gitmeyecek, karısını örtmeyecek, oruç tutmayacak, içki içecek, dans edecek. Evlatlarının bu yabancılaşmasını mecburî bir boyun eğişle kabullendi. Caz müziği, dans, dekolte gelinlikle evlenen çocuklarının düğününde, başörtüsüyle gelen misafirleri uğurlayan, nesli tükenecek insanlardan olduğunu elemle hissederek bir âsâr-ı antika gibi kalakaldı... Bu bir “yabancılaşma” idi. Bu yabancılaşmanın romantizmi 30-40 sene sürdü (Yaygın ve müessir şekli... Yoksa yabancılaşma tarihi 200 yılı kaplar). Ne zaman ki toplumda “10 yılda 15 milyon genç yarattık”lar nesli ile “tü kaka” devirlerinin nesli arasında bildik farklar vücuda geldi, patlamalar da başladı. Bu hâdiseler bugün ayda 60-70 ölüye tekabül eden korkunç safhaya ulaştı. Bu bir içtimai patlayış, hastalık idi. Devâsı aspirin yutturulmakla olmazdı. İşte o zaman yıllar yılı ezberletilen sloganlar, masallar üzerinde düşünülmeye, yaldızlı lafların altındaki çirkinlikler anlaşılmaya başlandı. Yani yabancılaşma deşilmeye, didiklenmeye başlandı. Yarım yüzyılda bir memleketin insanları birbirini gırtlaklayan düşman kardeşler haline gelmişti... O halde ortada iflas eden bir şey olmalıydı... Şimdi o “müflis dava”nın müntesipleri muhafazakâr-tutucu, yeni nesiller devrimci-inkılâpçı olmuştu... Yalnız bugünün “Devrim”cisi, dünün devrimcilerinin çocuklarıydı... O da “ist”di ama çocuk “komünist” idi. Baba sloganla uyumuştu, şimdiki de slogan sıtmasına tâbi idi, ama materyalist bir literatüre dayanıyordu. Daha tutarlı bir “ehl-i dalâlet”di artık. (SUR, Aralık 1978, Sayı 33, s. 20-23)

  31. Ejma Sıla

    Ejma Sıla25 gün önce

    İlker Hocam iyi ki bu kanala rastlamışım umarım sizin yaşlarınızda ben sizin gibi olurum. Sağlıcakla ve mutlulukla kalın.

  32. Vitrus Vius

    Vitrus Vius25 gün önce

    BOŞ..

  33. Süleyman Duran

    Süleyman Duran25 gün önce

    Halil İbrahim Yenigün Hoca’yı daha sık görmek isteriz. Kaliteli bir söyleşi olmuş. Teşekkürler

  34. SMoon Moon

    SMoon Moon26 gün önce

    Flu tv’ye çıkmış en saçma sapan tip. “Tc ordusu kürt halklarına soykırım uyguluyor” yazılı bir metni imzalayan bir beyinsizden ne beklersin ki? Babasını güya ülkücüler vurdu diye -o da belli değil gerçi gladionun bilindik işleri aynı silahla hem sağcı hem solcu kahvesi taramalar- bu da gitmiş pkk maşası olmuş. Afferin baban gurur duyardı.

  35. Onurufuk Tas

    Onurufuk Tas26 gün önce

    dayıya 3 dk fazla tahammül edemedim ne dediği kelimeler anlaşılıyor ne dediği anlaşılıyor 5.5 dk da baş ağrısı yapıyor.

  36. Millie my love

    Millie my love28 gün önce

    Islamic ikdidarin basta oldugu , koca ulkede bir islamci bulamadin, America da mi buldun. O da eski islamci ...

  37. Arif DURSUN

    Arif DURSUN28 gün önce

    "Path dependency", izlek bağımlılığı diyoruz. Aşina olduğun yoldan gitmek değil, geçmişte seçtiğin hurmalar (yaptığın hatalar), bugün yavrum tırmalar demek

  38. Tarkan UZUN

    Tarkan UZUN28 gün önce

    Sosyalist ol. Kurtul işte... Yani olmuşsun da işte ilan edemiyorsun. İslamcının ahlaklı ve vicdanlı olanı zaten sosyalizme yönelir, yiyici olanı da liberalizme kayıyor...

  39. 4B4

    4B429 gün önce

    Bu programı Edip Yüksel ile yapmalısınız. @edipyuksel

  40. Şahin Çakır

    Şahin Çakır29 gün önce

    1:00:33

  41. atilla çay

    atilla çayAylar önce

    Siz bu programa Cübbeli Ahmet hoca yi çağırın asil cevabı o verir

  42. Mehmed Cenkhan Uğur - محمد جنكخان اوغور

    Mehmed Cenkhan Uğur - محمد جنكخان اوغورAylar önce

    İslâmcı değil şerî'atçı arıyorsanız ben varım, beni çağırabilirsiniz. İslâmcı arıyorsanız Müslümânlık bize yetiyor, İslâm satmıyoruz ki İslâmcı olalım.

  43. Mustafa B.

    Mustafa B.Aylar önce

    Yeni bölüm ne zaman gelecek ? 3 hafta olmuş, yeni bölüm gelsin lütfen

  44. Hüseyin Gülüm

    Hüseyin GülümAylar önce

    Abi İsmail Ağa yı arayın bulursunuz eminim

  45. Aytunc Savga

    Aytunc SavgaAylar önce

    Kanalın editörlerine ve İlker beye sesleniyorum. Konuşmaların boşluklarını biraz fazla kesiyorsunuz. Bu durum konuşmanın temposunu ve anlatılanın anlaşılabilirliğini bozuyor. Cümleler içinde virgül ve sonlarında nokta boşuna değildir. Dilin müziğini fazla bozmamanızı tavsiye edeceğim. Bu durum videoyu yavaşlatarak çözülmez.

  46. fatih sultan Akdeniz

    fatih sultan AkdenizAylar önce

    Yada bu kanala düzgün islamcı birini çıkarmak istememek olmasın o :) Adam ihalelerden, peşkeş çekmelerden bahsediyor, sanki bu ülkede bunu bi hükümet yapıyor. Eleştirirken yandaş eleştiri yapılmaz, o sizi diğer tarafın taraftarı yapar. İBB ye vakıflara paralar akıtılıyor kendi adamları kayırılıyor diye kızıp oy verdik, sizin deyiminizle 'İslamcı olmayanlar' ise gelip kendi sektöründe rakibi olmayan igdaşın tele1 e sponsor olması, ADD' ye bağış adı altında yardımların yapılması, eleştirilen makam arabalarına azaltmak yerine yenilerinin eklenmesi, ihalelerde kendi adamlarını kayırması, önceki dönemin çalışanlarını bahanelerle işten çıkarılması v.s. v.s. gibi şeyler yapınca o çok demokrat görünen insanlar tarafından bunlar eleştirilmiyor. İşin kötüsü eleştirene de hemen AKP lisin yani, diyip konuşmadan direk kaçılması, yada 'biraz da bunlar yesin' diyeni bile duydum, böyle cümlelerin kurulması, gerçekten dinleme kültürünün, demokrasi ve adalete olan inancınızın muhteşem seviyelerde olduğunu gösteriyor, sayın AKP' nin açtığı yaraları kendine dert eden demokrasi ve adalet aşığı güruh :)

  47. Arif Dede

    Arif DedeAylar önce

    Kullanılan,kullanılmış zavallı

  48. Eddy

    EddyAylar önce

    türkiye, abd benzerliği :))) 👍 yalnız değilmişim :)

  49. Eddy

    EddyAylar önce

    ESGye rakip çıktı

  50. Eddy

    EddyAylar önce

    5dk içinde verilen örnekleri anlamak için bir kaç deste kitap okumak gerekiyor. neyi nasıl birbirine bağladı diye iki üç kez aynı yeri tekrar dinliyorum. çok yoğun olmuş, zibilyon tane isim falan veriliyor :) muazzam :))

  51. BTŞ

    BTŞAylar önce

    İslâmcılık şimdiye kadar hep hâkim milliyete karşı hoşnutsuzluğunu doğrudan doğruya belirtemeyen etnik azınlıkların ideolojisi olmuştur. Bunların amacı İslam ülkeleri arasında birlik sağlamaktan ziyade kendi yaşadıkları ülkede milliyetçi politikayı etkisiz duruma getirmektir. Bu azınlıklar ayrılıkçı bir politika takip edecek kadar kalabalık ve güçlü olduklarını hissettikleri an kendi istikametlerinde bir milliyetçilik hareketi açıklamaktan hiç geri kalmazlar; böyle bir güce erişemedikleri müddetçe İslâm davasının şampiyonu olarak görünürler." Erol Güngör

  52. BTŞ

    BTŞ26 gün önce

    @Olvido o dinin küçük ilahı var. Bence senin ki menfaatperestlik olabilir

  53. Olvido

    Olvido26 gün önce

    @BTŞ Kamalizim dini babuş.

  54. BTŞ

    BTŞ26 gün önce

    @Olvido senin dinine göre kafir olabiliriz küçük ilah. Ne yapalım. Hangi din bu arada küçük ilahı olduğun din.

  55. Olvido

    Olvido26 gün önce

    @BTŞ Bu kücük ilah kafirleri çig çig yer.

  56. BTŞ

    BTŞ26 gün önce

    @Olvido küçük ilah elinde aforoz kılıcı sallamaya devam ediyor.

  57. Eddy

    EddyAylar önce

    25:00 - 25:33 bu kısmı anlamadım. akp mi cemaatleri kendine çekmiş? daha çok cemaatler akpyi besliyor gibi? ya da ortada sürekli bir dönüşüm, döngü var.

  58. Eddy

    EddyAylar önce

    ülkeyi flu TV kurtaracak. buna inancım artık tastamam. bugün olmasa da yarın, yarın olmasa da yüz yıl sonra, ama kurtaracak :)

  59. yekta terzioğlu

    yekta terzioğluAylar önce

    Hocam İsmet Özel'i davet etseydiniz.

  60. Kuki

    KukiAylar önce

    Halil İbrahim Bey elimizde İslam'ın erken zamanlarına ait Kuran-ı Kerim nüshasının bulunmadığını söylüyor burada bir bilgi hatası var. Çünkü "İngiltere'deki Birmingham Üniversitesi'nde dünyadaki en eski Kur'an-ı Kerim olabileceği düşünülen kitaptan bazı bölümler bulundu. Karbon 14 tarihleme metoduyla yapılan incelemeler, kitabın en az 1370 yıllık olduğunu gösteriyor. Söz konusu Kur'an'ın, yaklaşık yüz yıldır üniversite kütüphanesinde olduğu ve fark edilmediği belirtildi. " şeklinde bir bilgiye ulaştım .

  61. Big Smoke the Great

    Big Smoke the GreatAylar önce

    52:12 Şu Pkk ve Filistin meselesini kıyaslaması çok sığca olmuş, saygımı azalttı cidden. Örneğin evinizde hamamböceği sorunu var. Bir taraf eline terliği alıp böcek avına çıkıyor ya da evi ilaçlatıyor diğer taraf ise evi ateşe veriyor. Beyefendi ise bu ikisini aynı kefeye koyuyor. Türkiye operasyonlarında sivil zayiat yaşanmamasına en çok dikkat eden ülkelerin başında geliyor. Malum, eline silah alsa Avrupa medyasında anında bir kara propaganda başlıyor.

  62. Barbarian Khan

    Barbarian Khan28 gün önce

    ya adam Türkler anadolu yu istila ettiği için ağladı resmen amk daha ne kadar mallaşabilir ki?

  63. Suleyman Seven

    Suleyman SevenAylar önce

    Hocam hiç bir meseleyi konuşmak için konuşmuyorsunuz. Öyle ameriga bizi gısganıyo diyecek biri geliyor akla önyargılıyız evet. Ama siz kırıyorsunuz ve adam gibi anlatacak birini mutlaka buluyorsunuz. Sizin seçtiğiniz adamı dinlemek zorunda hissediyorum.

  64. İhsan Alperen DOĞAN

    İhsan Alperen DOĞANAylar önce

    Yusuf Kaplan’ı çağırsanıza :)

  65. İhsan Alperen DOĞAN

    İhsan Alperen DOĞANAylar önce

    Çok özdeşleştirmeci bir yaklaşımı var hocanın. Bunun yanıltıcı olduğunu düşünüyorum.

  66. Mübin Okyay

    Mübin OkyayAylar önce

    İslamcı olarak tamamen dinin usulu ve genel sisteminden bambaşka bir şey anlatıyor . Kendine göre öylece sallamış. Kendi kafasındaki İslam tasavvurunu aktarmış. Gerçeği yansıtan bir şey yok. Bir kaç isim zikrediyor ki onlar da müslümanların çoğunluğu arasında kabul görmüş isimler değil.

  67. Mehmed Cenkhan Uğur - محمد جنكخان اوغور

    Mehmed Cenkhan Uğur - محمد جنكخان اوغور11 gün önce

    @Somebody Kardeşim kafan çalışmıyor mu? 1400 yılın damıttığı en ince teferrû'atına kadar ta'rîf olunmuş bir İslâm geleneği var. Herifçioğlu buna atıfta bile bulunmadan "bana göre sana göre" ağzıyla konuşuyor, ta'bîri câizse işkembe-i kübrâdan sallıyor. Sen de çok şey biliyormuş gibi "uluslararası alanda kabûl gören bu" diyorsun. Pekiyi sen İslâm hakkında ne biliyorsun? Konuşmandan belli, hiç. Cehâletini bilmek ilmin ilk basamağıdır. Bilgine.

  68. Somebody

    Somebody27 gün önce

    @Mübin Okyay gerçek İslam zirvasını tükürecekseniz kalsın. İslam tabanından bahsetmiyorum efendim umrumda da değil zaten bahsettiğim şey fikrini felsefi ve bilimsel bir tabana oturtmuş olması. Sizin düşünceniz tamamen kişiseldir mesela beni enterese etmez günümüz dünyasında kabul görmez. siz şuanda yaptığınız gibi en doğru benim görüşüm aman bu hiç bir şey bilmiyor deseniz de bir anlam ifade etmez çünkü kişisel yani fikrin bir tabanı yok. Bana teolojiden bahsediyorsunuz ama semavi dinlerin kendinden başka bir dayanağı yoktur. Dolayısıyla bunları felsefi ve daha önemlisi bilimsel tabanı olmadan yorumlamak abeste istigal. Adam buraya zaten şuan bir İslamcı olarak çıkmamış önce İslamciligi son derece tecrübe etmiş kafa yormuş sonra bundan vazgeçmiş bir akademisyen olarak ortaya koyuyor kendini bu benim için sadece İslamcı veya sadece deist olarak gelmesinden çok daha değerli.

  69. Mübin Okyay

    Mübin Okyay27 gün önce

    @Somebody islam tabanı hakkında bilgisi olmayan biri olarak fazla cüretkar gördüm sizi. Farklı inançlara sahip kişiler olarak değer yargılarımızı değiştirecek değiliz. Bunlar benim görüşlerimdir. Şahıs keşke daha temelli konuşacak bilgiye sahip olsaymış. Gelenek ve modertine kavramları arasında İslamı topa çevirmiş, tarihsel islamla da süslemiş. Siz de haklısınız tabii İslamı bu insanların ağzından tanımak zorunda kalmışsınız . Ne diyeyim bundan daga fazla da yorumlaşmak kahvehane muhabbeti olur . İyi günler dilerim .

  70. Somebody

    Somebody27 gün önce

    @Mübin Okyay herkesin islamı farklı , sen hangisine gerçek diyeceksin ki zaten adam diyorki bunu modernize etmediğin sürece veya kendine göre uyarlamadığın sürece zaten ortaya ışıd gibi ihvani gibi örgütler ortaya çıkıyor saf islam bu şekilde diyor. bunun dışında diğer bazı ekollerden de bahsediyor kendi fikrinden bahsederken de zaten kendi fikrim diye bahsediyor. ee burda ne var şimdi çok açık belli burda aklıyla uyuşmadığı için itiraz eden kişi sensin. bu arada teoloji filan hiçbir önemi olmayan bir şeydir. aradığı tek şey nasıl daha farklı tapınabilirimdir. olayları din felsefesi tabanında irdelemek daha kabul görür bir şey.

  71. Mübin Okyay

    Mübin Okyay27 gün önce

    @Somebody ben bir Müslüman olarak bilimsel konuşmak zorunda değilim. Ama o bir islamcı olarak islam anlatımı yapacaksa temelleri ona göre almalı . Bir Teolog Hristiyanlığı incelerken felsefe yapacak değil herhalde . O dinin kendi sistemi içinde konuları yürütür . O fikirlere katılır ya da katılmaz bu önemli değil. Bu şahıs kendi adına istediği gibi konuşabilir ama 1400 senelik islam geleneği üzerine kendi çıkarımını islammış gibi gösteremez

  72. Fatih Turker

    Fatih TurkerAylar önce

    Olmamis bu yanlis bilgilerle dolu. Hangi birini yazacagimi sasirdim Flu tv ye yakismadi.

  73. Ahmet Fuat Şahbaz

    Ahmet Fuat ŞahbazAylar önce

    öyle bir adam bulmuşsun ki İlker hocam hak ile batılı karman çorman etmiş bize İslamcılığı anlatıyor gööğya. beğenmedim ve anlattıkları genel anlamda imanı ve yakîni iyi derecede olmayanlar için sorunlu söylemler. Allah imanınızı artırsın küfrün kimi zaman içinde gezen sözlerden geri adım atmayı nasip etsin. Dolaylı yoldan mezhep imamlarına ve Allah dostlarına dini yapan adamlar demesi beni konuya olan bağımsız bakış açımı tamamen yok etti yine de izlemeye devam edecem. kimse kimsenin imanını sorgulayamaz ama dediklerinizin içinde küfürvari şeyler varken ciddi alıp dinlemek çok zor

  74. Big Smoke the Great

    Big Smoke the GreatAylar önce

    @Ahmet Fuat Şahbaz Dinler de insan ürünüdür hocam. Ben mesela Adam Smith'in kitaplarını dünya siyaseti ve toplumsal yaşamı için daha doğru ve uygun buluyorum. Hem de denenmiş, kanıtları da var. Batı Avrupa, Kuzey Amerika, Japonya, Güney Kore, Singapur gibi ülkeler...

  75. Ahmet Fuat Şahbaz

    Ahmet Fuat ŞahbazAylar önce

    @Big Smoke the Great hedef ütopik olsun diye uğraşıp ufak çapta kusurların olması makul olan değilmi insan faktörünün olduğu her sistem kusurlu olmaya mahkumdur.

  76. Big Smoke the Great

    Big Smoke the GreatAylar önce

    @Ahmet Fuat Şahbaz İslam'ın tek kaidesi hoşgörü, barış, adalet vs değil maalesef. Videodaki adam senin geçtiğin yollardan geçmiş ve bunun ütopya olduğunu anlamış.

  77. Ahmet Fuat Şahbaz

    Ahmet Fuat ŞahbazAylar önce

    @Big Smoke the Great oncelikle islamcı uydurulmus bir kavramdır islam vardır vr müslüman vardır müslümanlar ise İslamı hem bireysel hem de toplumsal anlamda yaşamayı elbette ister. İslam yalnızca kişinin bireysel ahvallerine bir kaide getirmeyip toplumsal anlamdada bir çok kural getirmiştir. Bunların bütününebirden verilen isim ise şeriattır. Ben de şeriatın uygulanması gerektiğini müslüman bir Türk genci olarak isterim tabiki deforme edilmeden ve bazı toplumsal değişikliklere revize edilicek şekilde. Laiklik benim kutsalım değil. Bir başkasının kutsalı da olması manasız çünki kurallar toplum için var toplum kurallar için değil. Elbette bu bahsettiğim şeriat ilk denildiğinde herkezin ürtüğü o kapalı ve astım kestim atmosferini oluşturmadan islamın temel kaideleri olan hoşgörü barış adalet hak hukuk ve hakkaniyetten ve bunun gibi toplumun çoğunun olması gereken değerler bütününü içermesinden dolayı bir süreç içerisinde topluma gelmesi benim şuanki bakış açıma göre en uygunudur.

  78. Big Smoke the Great

    Big Smoke the GreatAylar önce

    Sizin savunduğunuz İslamcılar gelmeye korkuyor çünkü

  79. Fb Lf

    Fb LfAylar önce

    Şeriatçı

  80. Ali Poyraz FERSAHOĞLU

    Ali Poyraz FERSAHOĞLUAylar önce

    İslamcı arıyorsanız İbrahim Kalın’ı davet edin.

  81. E.D.F😝

    E.D.F😝Aylar önce

    Keşke biraz Ali seriati' den bahsedilseydi :(

  82. Yahya AK

    Yahya AKAylar önce

    ilker bey bağışlayın ama bu programını saçma sapan bir ŞEY olmuş

  83. HÜRRİYETPERVER

    HÜRRİYETPERVERAylar önce

    Dr.Altay Cem Meriç vardı onu cagirsaydınız bu kim ☺

  84. Oguzhan KIZILKAYA

    Oguzhan KIZILKAYAAylar önce

    Bazı noktalarda genellemeler yapılmış, doğru bulmadığımı belirtmek ve eleştirmek istiyorum sadece . “Müslümanlar Kuran-ı okumaz yada genelde Müslüman olmayanlar okur. “ “Allah’ın sıfarlarını kim biliyor ki” gibi...

  85. kadir akyollu

    kadir akyolluAylar önce

    Türkçesinden bahsediyor ve bu "genelde, büyük çoğunluğu" diye başlıyor. Benim çevreme göre bu genelleme doğru. Hepsi deseydi haklı bulurdum seni.

  86. Yusuf Aygün

    Yusuf AygünAylar önce

    mehmet yaşar soylanala konuşun bu aşşşağılık kompleksi olan dönmelerden iyidir

  87. Yusuf Aygün

    Yusuf AygünAylar önce

    ilhami Gülerke konuşun Ankara ilahiyatya pröfösör

  88. Yusuf Aygün

    Yusuf AygünAylar önce

    neden özellikle lgbt üstünden özgürlüğü tabımlıyor ve küçültüyorsunuz.yarın pdefilller çoğalırsa ki baya çoklar onlar için de bu özgürlük alanını savunacakmısın

  89. Yusuf Aygün

    Yusuf AygünAylar önce

    milli.görüşün tabanı islamcıdır tavan ise hiç bir zaman islamcı olmamıştır

  90. Yusuf Aygün

    Yusuf AygünAylar önce

    bunarkadaş kürtçülük adına dine küsmüş galiba

  91. Yusuf Aygün

    Yusuf AygünAylar önce

    anlamadık şimdi bu yavşak arkadaşımız nereye varmış.islamı reddedilmesi gereken bir inanç olarajkmı görüyor

  92. Erdal Baykal

    Erdal BaykalAylar önce

    sizin beceriksizliğinizden ....espri hakaret değil sadece ufak bir eleştri

  93. Yusuf Aygün

    Yusuf AygünAylar önce

    İslamcıların kendi kesimlerini uyandırma yerine taşlamasıda ayrı bir yavşaklık projesi.olarak zuhur etti

  94. Yusuf Aygün

    Yusuf AygünAylar önce

    dinci deyincede ülkesine ihanet edip insanları kandıran insanları cia adına eşşwkleştirwn soysuzlaştıran bir cemaat olarak Feto geliyor çeto geliyor tarikatçılar ve süleymancılar geliyor

  95. Elif Pehlivan

    Elif PehlivanAylar önce

    İslamı kimden öğrenmek gerekir , İslam'ı Allah'ın peygamberinden öğrenmek gerekir Kuranı tek başına okumak yetmez onu yaşayan insanı tanımak şarttır

  96. kadir akyollu

    kadir akyolluAylar önce

    Hadislerden yani. Peki sahih olan ve olmayan bir dünya hadis varken bu ayrımı nasıl yapacağız. Bir kul şunlar sahih şunlar değil derse yine o kul kendi çıkarına seni yönlendiriyor olamaz mı? Bugün diyanet işleri hükümetin çıkarına bir sürü vaaz veriyorken bu insanlar yine aynı şeyi yapamaz mı? Kur'an Allah'ı koruması altında ve değiştirilemiyor. Ama tesfir adı altında yine onu da Türkçeye çevirirken bir çok farklı görüşle çevirmişler. Yaaani, o iş öyle olmuyor. Kur'an ı Türkçe çevirisinden oku ve anladığını yaşa. Benim görüşüm bu.

  97. Anonim Bilinmez

    Anonim BilinmezAylar önce

    jenerik müziğin adı nedir? lütfen!!!

  98. Ali Cem

    Ali CemAylar önce

    Bu kadar islamcılık konuştunuz, bir kere erbakan demediniz.

  99. huseyin ff

    huseyin ffAylar önce

    Videoyu ilgimi çeken islamcı başlığınız üzerinden izledim. Solda konuşannarkadaş 1 saat boyunca islamcılık diye birşeyin varlığını ispatlamaya çalışıyor. Seyid kutupdan bahsediyor.ordan girip burdan çıkıyor.herneyse ama islamcılık diye birşey olamaz bunu islam dini temel kavramlarıyla zaten ortadan kaldırıyor. İslamcılık taslayanlara zaten direkt münafık diyor. Anlattığınız islamcılık kavramı olmayan birşey. Video başlığını İslamcılık değil münafıklık diye değiştirin.bir deist olarak videonuz boşa gitmiş

  100. Küçük Murat Reis IV

    Küçük Murat Reis IVAylar önce

    Zoom'un stüdyodaki tadı yok

  101. Abdülhamit Atlı

    Abdülhamit AtlıAylar önce

    Bir kişi konuşurken nasıl arada nefes alır, jest-mimikte bulunur, aynı o şekilde dinlerken, seyrederken de bu doğallığın korunması lazım. Aradaki duraklamaları arkadaş üşenmeden çıkartmış, sırf zamandan kazanmak için. Fakat çok kötü yapmış, dinlerken sürekli bir makinalı tüfek gibi anlatım sonucunda insan dinlemekten yoruluyor. Bu gibi ciddi konularda dinleyici/izleyicisi de ciddidir. O nedenle böyle bir işleme gerek yoktu. Özellikle bir kişinin konuşması sonrası diğer kişinin konuşmasındaki atlamaların ne kadar irite ettiğine bakın. Öyle kulak tırmalıyor ki. Ciddi rahatsız oldum. Elinize sağlık. Orijinal şekilde yükleme yapmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

  102. Doğukan Tatar

    Doğukan TatarAylar önce

    İbrahim bey pek uygun bir isalmcı model değil bence. Fikirlerinden dolayı değil de bu görüşü terketmiş ve çoğunlukla eleştirel bakan biri. Milliyetçi gördük mesela her ne kadar milliyetçi gibi durmasa da o cenahta olan biri, savunuyor-satıyor biz de empati yapıyoruz. Ama ben burada İslamcı görmüyorum.

  103. Ali Ciplak

    Ali CiplakAylar önce

    Mükemmmmel bir sohbet. Aşırı kaliteli ve faydalı.

  104. Attor Safar

    Attor SafarAylar önce

    Ataturk bir diktatorun has maddesi. Bir intelek neden kemalist olsun anlamak zor.

  105. Othello

    OthelloAylar önce

    Pkk/ypg'ye yapılan operasyonları zulüm olarak niteleyen, hatta israil'in filistin'e saldırılarıyla bu harekatları bir tutan bu zavallı arkadaş yerine daha sağlam islamcılar bulabilirdiniz programa çağıracak. Ama tabi bunun kadar profesyonel şekilde hewallik yapabilir miydi şüpheliyim, bu baya profesyonelmiş. Ayrıca islamcılıkla da pek alakası yok:)

  106. Tyger

    TygerAylar önce

    Tam olarak dakikasini bilmesem de o ana kadar soyle izledim yayini ' muthis kafa aciyor,yeni engin bilgiler veriyor ve soylediklerinin dogrulundan emin olmasam da mantikli geliyor' fakat bilerek mi yoksa bilmeyerek mi yaptiniz bilmiyorum 100 tane dogru sey soyleyeyim 1 tane de araya bir seyler sikistirayim gibi bir dusunce sezdim. Yasadigimiz tum cografyalarda insanlik olarak ele aliyorum daha once orada bizden daha once yasamis insanlar bulunuyor. Rasyonal olarak ele alirsak soylediginizi ' her topragin asil sahibi var ' mantiginda bir kavramsal demece basvurmussunuz lakin soylediginiz sey o kadar mantiksiz ki. O zaman soyle yapalim bati ege balkanlar yunanlarin topraklariydi ee iste bunlara verelim gitsin ee gocebe toplumlar siktir et onlari. Cidden komik bir bakis acisi. Cok kanima dokundu soyledikleriniz 55 dakikaya kadar soylediklerinizi zihnimden silmek icin can atiyorum. Dipnot: Dangalak bir cevap gelmeden once soyleyeyim 'sorun yunanlilar degil bilocan'

  107. Ebru Yavuz

    Ebru YavuzAylar önce

    Bu hoca arkadaşımız buram buram feto kokuyor kimse yazmamış, Atatürk demedi Mustafa Kemal dedi 3-4 defa falan. Roboski katliamı dedi mesela, bunu da herkes söylemez. Erdoğan ile ilgili söyledikler vs güzel tespitler ama hocanın İslamdan ateizme geçiş yaptığını düşünüyorum, zira kuran lobicilikle de ayetlenmiştir dedi. Bu şirk oluyor.

  108. Olvido

    Olvido27 gün önce

    Adamın,adi mustafa kemal ne desin armut mu? Hatta 1931 yilindan sonra ismini "KAMAL" yapıyor.Adamin ismi kamalllll

  109. Ebru Yavuz

    Ebru YavuzAylar önce

    @Öğrenci söylemleri kokuyor zaten.

  110. Öğrenci

    ÖğrenciAylar önce

    unutmadan ahwaldeki röportajı 2018den 15 temmuz öncesi.

  111. Öğrenci

    ÖğrenciAylar önce

    pyd destekçisi kendisi eksisozluk.com/img/ykgt17ob ayrıca fetö yayın organı ahwalde röportajları var. zamanında fatih üniversitesinde de asistandı. fetöye fetö de diyemiyor cemaat diyor çeşitli röportajlarında

  112. Maotun Tanhu

    Maotun TanhuAylar önce

    Akp gerçek İslamın ete kemiğe bürünmüş halidir. İslam'da sadece güç sahipleri herşeye sahip olabilir, diğerleri "köle"dir.

  113. Memet Özay

    Memet ÖzayAylar önce

    YEŞİL SOSYALİST BİRİNİ BULUP İSLAMCI OLARAK SUNMAK.

  114. Öğrenci

    ÖğrenciAylar önce

    :D ilker'den beklenir ancak

  115. Yeni Hesap

    Yeni HesapAylar önce

    Liberallerin kendilerine sosyalist süsü vermeleri de ayrı bir rezillik. Bir libertarlar asla sosyalistlerin yanında duramaz. Zaten sosyalistler de yanlarında istemez bunları. Hayatları boyunca kafaları karışık gezen Türkiye'nin köylü müslümanları. Kemalizm düşmanlığından , komunist olmaya bile razılar. Korkmayın Atatürk milliyetçiliğine gelin. Bakın Avrupa'nın tüm devletleri ve halkları milliyetçi.

  116. begüm

    begümAylar önce

    Ahmet vehbi şafakla bir program olabilir diye düşündüm nedense

  117. Yeni Hesap

    Yeni HesapAylar önce

    İslam Ekonomisi diye son yüzyılda uydurulmuş güya bir disiplin var.batı ekonomisinin kurumlarının ve terimlerinin üzerine fabrikasyon bir İslam ekonomisi disiplini kurmuşlar. Ancak Ali Şeriati sosyalist iken Mevdudi piyasacı olmuş. Orada bile ortak bir anlaşma dahi yok.

  118. Yeni Hesap

    Yeni HesapAylar önce

    Bütün antikapitalist eski İslamcılar nedense yaşamak için ABD'yi tercih ediyorlar. Metin Yüksel'in abisi deli de orada. Bu antikapitalistlee ABD'den özür dilemeliler . Liberalizm ayağına ABD'de takılıyorlar.

  119. Kerem Saraç

    Kerem SaraçAylar önce

    Kürtler ve TC ile İsrail ve Filistin'i aynı kefeye koymakla bu beyefendi geçmişteki yanılgılarından bir başkasına düşüyor...

  120. Movlud Aydamir

    Movlud AydamirAylar önce

    Nihilist konuk davet ederseniz, çok güzel olurdu.

  121. hasan yıldırım

    hasan yıldırımAylar önce

    Evet çok ahlaklısın fetönün dizinin dibinde ahlaklı adam seni müslüman bile demeden ne demek lan

  122. hasan yıldırım

    hasan yıldırımAylar önce

    Ulan fetullah a islamcı dedin ya sen harbi fetöcüsün ilker abi bu fetöcünün ne işi var burda

  123. Öğrenci

    ÖğrenciAylar önce

    fetö yayın organı ahwalde röportajları var. zamanında fatih üniversitesinde de asistandı. fetöye fetö de diyemiyor cemaat diyor çeşitli röportajlarında.

  124. hasan yıldırım

    hasan yıldırımAylar önce

    Soykırımı onaylerken de besmele çekiyorlar dedi ben hangi soykkırım için kim besmele çekmiş ne soykırımından bahsediyor beyefendi anlamadım

  125. Seden Tuğba Şengün

    Seden Tuğba ŞengünAylar önce

    Evet neden İslamcılık sevmediğimi tekrar tekrar hatırlatmış oldunuz teşekkürler...

  126. Öğrenci

    ÖğrenciAylar önce

    kendisi ancap müslümanlardan, radikal ciddiye alınmayan azınlık bir grup.